Dış Ticaret Beklenti Anketi’nin 2021 Yılı 3. Çeyrek Beklentilerine İlişkin Sonuçlar Açıklandı

Ticaret Bakanlığı tarafından üçer aylık dönemler halinde uygulanarak Resmi İstatistik Programı (RİP) kapsamında yayımlanan Dış Ticaret Beklenti Anketi (DTBA), dış ticaretimize yön veren firmaların yakın geçmişe ve mevcut duruma ilişkin değerlendirmeleri ile gelecek döneme yönelik beklentilerini yansıtmakta olup, bu hususta gösterge niteliğinde olan endeksler üretilmesini sağlamaktadır. Endeksin 100’den büyük olması beklentilerin artış yönünde olduğunu, 100’den küçük olması beklentilerin azalış yönünde olduğunu, 100 olması ise değişim beklenmediğini göstermektedir.
2021 yılı 3. çeyrek İhracat Beklenti Endeksi 127,6 olarak gerçekleşmiştir. 1 – 17 Haziran 2021 tarihleri arasında uygulanan Dış Ticaret Beklenti Anketi sonuçlarına göre, İhracat Beklenti Endeksine dâhil edilen soruların yayılma endeksleri incelendiğinde, gelecek 3 aya ilişkin ihracat beklentisi, ihracat sipariş beklentisi ve şu anda kayıtlı ihracat sipariş düzeyine ilişkin değerlendirmeler endeksi azalış yönünde etkilerken; son 3 aydaki ihracat sipariş düzeyine yönelik değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkilemiştir.
2021 yılı 3. çeyrek İthalat Beklenti Endeksi 114,5 olarak gerçekleşmiştir. İthalat Beklenti Endeksine dâhil edilen sorulardan ithalat beklentisi (gelecek 3 ay), şu anda kayıtlı ithalat sipariş düzeyi ve son 3 aya ilişkin ithalat sipariş düzeyi sorularına yönelik değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkilerken, ithalat birim fiyatı beklentisine (gelecek 3 ay) yönelik değerlendirmeler endeksi azalış yönünde etkilemiştir.

Dış Ticaret Beklenti Anketi 2021 3. çeyrek beklentileri
Kaynak: Ticaret Bakanlığı

Bakan Muş, İTO Meclisi’nin Temmuz Ayı Toplantısına Katıldı

Bakan Muş, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Meclisi’nin temmuz ayı toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye’de ticaret, finans, turizm ve yatırımın kalbinin İstanbul’da attığını ve 2020 yılında İstanbul’un yüzde 49 pay ile 83 milyar dolar değerinde ihracat, yüzde 58 pay ile 127 milyar dolar değerinde ithalat yaptığını dile getirdi.

2020 yılında küresel ekonomide yüzde 3,3’lük tarihsel bir daralma yaşanırken, dünya mal ticaretinde ise yüzde 5,3’lük küçülme görüldüğünü aktaran Muş, salgının etkilerinin ağır yaşandığı bu zor yılın ardından, dünyada uygulanan genişletici para ve maliye politikalarının da etkisiyle 2020 yılının ikinci yarısından itibaren güçlü bir toparlanma görülmeye başlandığını söyledi.

Aşılamanın hızlanması ve 2021 yılına ilişkin öncü göstergelerle küresel ekonomide toparlanmanın devam ettiğini belirten Muş, “Küresel ekonomiye güçlü bir şekilde entegre olan ülkemizde, ihraç pazarlarımızdaki toparlanmanın katkısıyla büyümesini ivmelendirmeye devam etmektedir. Ülkemiz 2020 yılında pandemiye rağmen yüzde 1,8 oranında bir büyüme gerçekleştirmiştir.

2021 yılı ilk çeyreğinde ise net ihracat ve yatırımların katkısı ile yüzde 7 oranında büyüyerek, G-20 içinde Çin’den sonra en hızlı büyüme performansını sergiledik. İşte bu uyum sayesinde ülkemiz, salgının sosyal ve ekonomik hayat üzerindeki etkilerini hızla üzerinden atmaktadır. İlk çeyrekte ortaya koyduğumuz güçlü büyüme performansının ardından, ikinci çeyrekte de yüzde 20’ye yakın bir büyümeye ulaşacağımızı öngörüyoruz.” ifadelerini kullandı.

İhracatta da ilk altı ayda, geçen yıla göre yüzde 40’lık bir artış gerçekleştiğini anımsatan Muş, “İhracatımız, son 12 aylık dönemde yaklaşık 200 milyar dolar seviyesine ulaşarak, Cumhuriyet tarihinin en yüksek tutarına ulaşmıştır. Öte yandan ihracatımız pandemi öncesi dönemi de büyük bir farkla geride bırakmıştır. Ayrıca yatırımlar, sanayide çarkların daha hızlı dönmeye başladığına ve iş dünyamızın artık salgın sonrası döneme hazırlandığına işaret etmektedir.” dedi.

– “E-ihracatla ilgili bizim de ciddi hazırlıklarımız söz konusu”

Salgının, iş dünyası başta olmak üzere birçok alanda köklü değişimleri beraberinde getirdiğini dile getiren Muş, özellikle dijitalleşmenin ivme kazanması, küresel tedarik zincirlerinde ortaya çıkan kırılganlık, tüketici tercihlerinde toplum sağlığı ve iklim değişikliği gibi hassasiyetlerin artması gibi birçok dönüşümün devam etmesinin kaçınılmaz olduğuna dikkati çekti.

Bakan Muş, “Burada e-ihracatla ilgili bizim de ciddi hazırlıklarımız söz konusu. Burada bazı problemler var. Özellikle geri iade noktasında geri kabul merkezlerinin ve bunların gümrüklenmesiyle alakalı sorunlar yaşanıyor. Özellikle yılın ikinci yarısından itibaren buraya odaklanacağımızı ifade etmek isterim. Türkiye hak ettiği payı buradan alamamaktadır. Burada ciddi bir altyapı ve yatırıma girişmiş olacağız.” şeklinde konuştu.

Diğer yandan, 2021’de küresel toparlanmaya ilişkin olarak yeni mutasyonlu koronavirüsün yayılımı, aşı tedarikindeki sorunlar, artan kamu harcamaları ve borçlanmalarının yansımaları ile lojistik ve girdi maliyetlerinde belirgin artışlar olduğunu bildiren Muş, “Burada bizlere ve sizlere düşen ödev, bu riskler ve uzun vadeli değişimi iyi okumak ve stratejilerimizi ona göre belirlemektir. Örneğin, salgın süreciyle birlikte, Avrupa da dahil olmak üzere, gelişmiş ekonomiler alternatif tedarik merkezlerinin arayışı içine girmişlerdir. Küresel firmalar değişen risk algısı karşısında tedarik zincirinde belirli bir merkeze odaklanmak yerine, üretim yerlerini yakın bölgelere kaydırıp tedarik sürelerini kısaltmayı ve tedarik ağlarını çeşitlendirmeyi amaçlamaktadır.” dedi.

Çin-Avrupa rotasında konteyner fiyatlarının dört katına çıkmasının, bölgedeki birçok tedarikçiyi Türkiye’ye yönlendirdiğini dile getiren Muş, benzer şekilde, salgın sonrası dönemde çok hızlı bir talep toparlanmasıyla karşı karşıya kalınacağına inandığını ve Türkiye’deki üretici ve ihracatçıların bu fırsatları iyi değerlendirmesinin çok önemli olduğunu vurguladı.

– “AB üyeliği, Türkiye için stratejik bir hedef olmayı sürdürüyor”

Bakan Muş, Türkiye’nin en önemli ticaret ortağı Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilere önem verdiğini ve bu minvalde AB üyeliğinin, Türkiye için stratejik bir hedef olmayı sürdürdüğünü dile getirdi.

“Hükümet olarak, AB ülkeleriyle temaslarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Ticaret Bakanı olarak görevi devraldığımdan bu yana birçok Avrupa ülkesinde mevkidaşlarımla bir araya gelerek ekonomik ve ticari ilişkileri ele aldık.” diyen Muş, şöyle devam etti:

“Zira, Avrupa Birliği’nin en büyük altıncı ticaret ortağı durumundayız. 2021 yılında AB’ye ihracatımızdaki artış sevindirici olmakla birlikte, ticari ilişkilerimizi daha öteye taşımak için hepimize büyük görevler düşüyor. Öte yandan temaslarımızda, AB’nin önümüzdeki yıllarda izleyeceği politikaların merkezinde yer alacak olan ‘Yeşil Mutabakat’ önemli yer tutmaktadır. Şüphesiz, ticaretinin yarısına yakınını AB ile gerçekleştiren bir ülke olarak Türkiye’nin sanayisini AB Yeşil Mutabakatı’na yönelik politikalarla bütünleştirmesi, kaçınılmaz bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır. Bu minvalde iş dünyamızı Yeşil Mutabakata hazırlamak ve bu dönüşümün ticari ve ekonomik yönden ortaya çıkaracağı yeni fırsatları değerlendirmek üzere, özel sektörümüzle yakın temas halinde çalışıyoruz. Bu bağlamda bir hazırlığımızın olduğunu ve yakın zamanda bir Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’nin de hazırlıklarını sürdürdüğümüzü ifade etmek isterim.”

– “Her alanda gerekli adımlar hızla ve kararlılıkla atılıyor”

Hükümetin ekonominin normal işleyişine dönmesi için her alanda gerekli adımları hızla ve kararlılıkla attığını vurgulayan Muş, şunları söyledi:

“Ortaya koyduğumuz çaba ve kararlılık ile 50 milyon dozdan fazla aşı yapılmıştır ve bugün aşı tedariki konusunda Türkiye’de herhangi bir sorun yaşanmamaktadır Bu sayede, sosyal ve ekonomik hayatımız yeniden bir canlanma ve dinamizme kavuşmaktadır. İnanıyorum ki aşılamada yakaladığımız ivmenin de katkısıyla, başta turizm ve lojistik sektörlerinde olmak üzere, yakın vadede hizmet sektörümüzde de hızlı bir toparlanmaya şahit olacağız. Bildiğiniz gibi, pandeminin ülkemizde ortaya çıktığı ilk andan itibaren iş insanlarımızın ve ticaret erbabımızın yanında olduk. Bugüne kadar esnaf ve sanatkarlarımıza farklı destek paketleri altında önemli tutarlarda hibe ve indirimli krediler sağladık. Salgın döneminde bütçeden ve çeşitli fonlardan sunulan doğrudan desteklerin tutarı 150 milyarı lirayı aşmıştır. Kullandırılan ve ötelenen krediler ile vergi ve sosyal güvenlik primleri de dahil edildiğinde, 524 milyar dolarlık bir kaynağın kullanıldığını görmekteyiz.”

– “İhracatımızın menzili 2 bin kilometre”

Türk ihracatçısının uzun menzilli ihracatı sevmediğine dikkati çeken Muş, “İhracatımızın menzili 2 bin km . Vietnam’ın 8 bin km. Dolayısıyla biz uzak pazarlara iş dünyası olarak ihracatçı olarak çok gitmiyoruz. Bu anlamda yeni dönemde de stratejimizi belirleyeceğiz ve biz bu 2 bin kilometrenin dışına çıkmak durumundayız ki ihracatımızı arzu ettiğimiz seviyenin üzerine çıkarabilelim.” dedi.

Türkiye’nin dünya hizmet ticaretinde önemli bir oyuncu olduğunu belirten Muş, dün itibarıyla kurulan, Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürlüğü’nün hizmet ihracatını artırma yolunda çok ciddi katkılar sağlayacağını ve bu alandaki hedeflerin gerçekleştirilmesini kolaylaştıracağını dile getirdi.

– “Türkiye dış ticarette küresel ekonominin en önemli aktörlerinden biri”

Türkiye’nin stratejik coğrafi konumu, sanayi altyapısı ve beşeri sermayesi sayesinde dış ticarette küresel ekonominin en önemli aktörlerinden biri olduğunu belirten Muş, sözlerini şöyle tamamladı

“Küresel ekonomide yaşanan tüm zorluklara rağmen, ekonomik verilerimiz, Türkiye ekonomisinin pandemi sürecinden güçlü bir çıkış sağlayacağına inancımızı artırmış, ülkemizin normalleşme sürecinde ekonomik olarak diğer ülkelerden ayrıştığını göstermiştir. Biz de Bakanlık olarak ortaya çıkan küresel eğilimleri doğru okuyarak sürdürülebilir büyüme, verimlilik ve rekabet için, Ar-Ge için, inovasyon için, yeşil dönüşüm ve dijitalleşmeye yönelik özgün politikalar geliştirmeyi kararlılıkla sürdürüyoruz. Tüm sanayicilerimizi Kovid-19 sonrası dünya için hazırlıklarını bir an önce tamamlamaya çağırıyor, Bakanlığımız ve tüm ekonomi yönetimi olarak; bu çabalarınızda yanınızda ve tam destek olmaya devam edeceğimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum.”

 

ticaret.gov.tr

İLK ÇEYREKTE RUSYA’NIN DIŞ TICARETI ARTTI: ABD TÜRKIYE’NIN ÖNÜNDE

Yılın ilk çeyreğinde Rusya’nın dış ticaret hacmi yüzde 16 artarak 217,8 milyar dolara ulaştı. Ancak dış ticaret fazlası 2020’e kıyasla yüzde 8.44 azaldı ve 41.2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Federal Gümrük Servisi’nin verilerine göre bu dönemde ihracat yüzde 11,3 artışla 129,5 milyar dolar, ithalat yüzde 23,7 artışla 88,3 milyar dolar oldu. Rusya’nın dış ticaretinde yüzde 35,4’lük payla Avrupa Birliği ilk sırada. BDT ülkelerinin payı yüzde 12.

haber.evrim.com

Havacılıkta Tedarik Zinciri Geliştirme ve İhracat Konferansı

Ticaret Bakanlığı ve Boeing’in düzenlediği Havacılıkta Tedarik Zinciri Geliştirme ve İhracat Konferansı Mövenpick Hotel Ankara’da gerçekleştirildi.

Bakan Pekcan, konferansa katılan Türk firmalarının yetkililerine hitaben yaptığı konuşmada, yüksek teknolojili ürün ihracatında firmaların küresel tedarik zincirlerine daha fazla katılım göstererek Türkiye’nin ihracatına daha fazla katkı sunabileceklerine inandıklarını söyledi. Pekcan, Bakanlık olarak firmalara nasıl destek olabileceklerini incelediklerini ve bu doğrultuda destekler vermeye devam ettiklerini dile getirdi.

Konferansın gelecek dönemde küresel tedarik zincirlerine katılımda firmaların önünü açacak etkinliklerin ilki olduğunu belirten Pekcan, bundan sonra söz konusu etkinliklere farklı sektörlerle devam edeceklerini bildirdi.

“Artık zemin tamam, biz hazırız, Bakanlık arkanızda şimdi havacılık sektörü ile beraber uçma zamanı.” diyen Pekcan, dünyadaki teknolojik dönüşüm ve gelişimi yakinen takip ettiklerini ve sağlıklı politikalar geliştirdiklerini kaydetti.

İhracatçıları geleceğe hazırlamak Türkiye’nin mal ihracatındaki konumunu yükseltmek amacıyla proje bazlı destek mekanizması olan Küresel Ticaret Zinciri desteğini (KTZ) oluşturduklarını hatırlatan Pekcan, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye, havacılık sektöründe azımsanmayacak bir yol katetmiş durumdadır. Bunu daha da geliştirmemiz lazım. Şu anda artık emekleme sürecini geçtik, koşuyoruz. Şimdi havacılıkta küresel oyuncuların ve Bakanlığın destekleriyle artık uçuşa geçmemiz lazım. Yüksek teknolojili ürün ihracatımızı havacılık sektörü başta olmak üzere artırmamız lazım.”

Havacılık sektöründe şu anda sadece 3 firmanın KTZ desteğinden faydalandığını dile getiren Pekcan, daha fazla firmayı desteklerden yararlandırmak istediklerini belirtti.

Firmaların, başta AS 9100 olmak üzere, havacılık alanında ihracatçı olmalarını sağlayacak her türlü sertifikanın teminindeki danışmanlık hizmetlerinin yüzde 75’ine sponsor olduklarını ifade eden Pekcan, şunları kaydetti:

“Sertifikanızı almanız halinde katlandığınız maliyetin de yüzde 50’sini pazara giriş belgelerine yönelik desteğimiz kapsamında hibe ediyoruz. Amacımız sadece sizleri küresel tedarik zincirlerinde yüksek teknolojili ürün ihracatınızı artırabilmek. Küresel tedarik zincirlerine kabul edildiğinizde üretim ve tedarik sürecindeki ihtiyaçlarınıza göre desteklerimizi yapılandırabiliriz.”

(alıntıdır.)